Artan yemeği çöpe atmadan ikinci bir öğüne dönüştürmek hem tasarruf hem de yaratıcılık meselesi. Peynir rende blok erime konusunda dünden kalanı bugünün yemeğine çevirmenin yollarını sıraladık.
Kural olarak, peynir rende blok erime ile ilgili güvenlik zinciri elleri yıkamakla başlar, servis sıcaklığıyla devam eder. Yemeğin iki saatten uzun süre ılık kalması, bakteriler için en elverişli aralığı yaratır.
Ayrıca, peynir rende blok erime hazırlarken sonucu belirleyen etkenlerin başında elin altındaki gereçler gelir. Kalın tabanlı bir tencere, iyi bir bıçak ve doğru ölçüde bir tepsi, tarifin başarısını malzemeden bağımsız olarak yukarı çeker.
Aynı yemeğin adı ülkenin farklı yörelerinde değişmese de içine giren malzeme ve pişirme yöntemi ciddi biçimde ayrışır. Bir bölgede tereyağı kullanılan tarifte, komşu ilde zeytinyağı öne çıkabilir.
Peynir rende blok erime ile ilgili inanışları test etmenin yolu yan yana deneme yapmaktır. İki tencereyi aynı gün, tek farkla pişirmek tartışmayı kısa sürede bitirir.
Ocakların ve fırınların gücü aynı değildir; bu yüzden süreye değil görünüme ve kokuya güvenmek gerekir. Peynir rende blok erime için bir fırın termometresi, tarifteki dereceyle gerçek sıcaklık arasındaki farkı gösterir.
Genellikle, aynı tarif, kısık ateşte bambaşka, yüksek ateşte bambaşka sonuç verir. Peynir rende blok erime konusunda ısıyı kademeli yükseltmek, dış yüzey yanmadan içerinin de pişmesini sağlar.
Kıvam sorunlarının başlıca nedeni sıvı oranı, ısı ve karıştırma süresidir; bu üçünden birini değiştirmek genellikle sonucu düzeltir. Fazla sulu kalan karışımlarda ateşi kısıp kapağı açarak buharlaşmayı artırabilir, gerekirse az miktarda nişasta veya un ile kıvam verebilirsiniz. Aşırı koyulaşan karışımlara ise sıcak su ya da et suyunu azar azar, sürekli karıştırarak ekleyin; tek seferde eklemek topaklanmaya yol açar.
Yöresel tariflerin çoğu aslında sade malzemelerle yapılır, zorluk genellikle o bölgeye özgü peynir, ot ya da baharatı bulmakta çıkar. Bu malzemeler için benzer aroma profiline sahip alternatifler kullanabilir, oranı biraz azaltarak dengeyi koruyabilirsiniz. Pişirme süresi ve ateş ayarı orijinal tarife sadık kaldığı sürece sonuç oldukça yakın olur.
Çoğu zaman, en yaygın hata, tencereyi ya da tavayı gereğinden fazla doldurup malzemenin kızarmak yerine kendi suyunda haşlanmasına yol açmaktır. İkinci sık hata ise tuz ve baharatı tek seferde başta eklemek; oysa pişirme sırasında sıvı azaldıkça tat yoğunlaşır. Ayrıca fırın ya da yağ yeterince ısınmadan malzeme eklemek, dış yüzeyin mühürlenmemesine ve yemeğin yağ çekmesine neden olur.
Sıklıkla, ana yemeklerde kişi başı yaklaşık 150 ile 200 gram et veya sebze, 60 ile 80 gram kuru makarna ya da pirinç hesaplamak genel bir ölçüdür. Yanında çorba, salata veya meze varsa bu miktarları biraz düşürebilirsiniz. Kalabalık davetlerde herkesin aynı miktarda yemeyeceğini varsayıp toplam üzerinden yüzde on beş kadar pay eklemek güvenli olur.
Çoğu tarifte buğday unu yerine pirinç unu, mısır nişastası veya karabuğday unu karışımları kullanılabilir, ancak birebir aynı miktar her zaman işe yaramaz. Glutensiz unlar daha fazla sıvı çektiği için hamura biraz daha su veya yağ eklemek gerekebilir. Soslarda ve çorbalarda kıvam için un yerine nişasta kullanmak en pratik çözümdür.
Sofranıza götürdüğünüz her tabak biraz da sizin dokunuşunuzu taşır, bu yüzden baharat ve tuz oranını kendi damak zevkinize göre serbestçe ayarlayın.